Kırk Yıl Geçti Aradan

Emeğin Çağırdığı (Kırk Yıl Geçti Aradan)

Emeğin kutsandığı bu gün, 40 yıl sonra emeğimin izini sürdüğüm geçmişe seyahatimi ve gördüklerimi paylaşmak üzere bilgi sayarın başına geçtim. Evet: bu gün 1 mayıs! Tohumun; bitkiye. Bitkinin; tohuma yolculuğunda, bitkinin emeğini. İnsan oğlunun; avcılıktan, çiftçiliğe. Çiftçilikten; teknolojiye ve bilgi çağına doğru seyrinin motoru emek nedir? Hiç şüphe yok ki, emek, “en yüce değerdir”.

Emekçi sınıfının, emeğe verilmesi gereken değer için, farkındalık yaratması, birliktelikleri ile emeğin müşterisi, sermayedarlara, sömürülmeyeceğiz! Vurgusu hep korkutucu olmuştur. Yıllar yılı kurulu düzenleri bozulmasın diye hakim sınıf ve onun koruyucuları,  1 mayısları, emek bayramı yerine kan,  kıyım ve sindirme gününe dönüştürmüşlerdir.

Emekçilerin bu kutsal savaşlarında başarılarını dileyerek, emeğimin ayak izlerini dilimin döndüğü kadar sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ben, Abdullah ARSLAN, toprağın yağmur damlasına hasret olduğu, kuraklığın kıtlık, bol yağışın varsıllık yarattığı topraklarda, toprakla cebelleşen çiftçinin çocuğu olarak 1946 da Yozgat’ta  doğdum.

Osmanlının küllerinden doğan, bir yandan geçmişinin borçlarını öderken, diğer yandan fakir fukaranın çocuklarının okuması için yatılı okullar açıp, eğitilmiş gençlerini mezun eder etmez, işlendiren Cumhuriyetimizin nimetlerine ulaşanlardanım. Ortaokuldan sonra 4 yıl süreli yatılı Orman Tekniker okulunu bitirdim.

Kör kuruşun hesabını yaparak, yaşamak iliklerimize kadar işlediğinden, eğitilmiş birey olarak, kendimi bu güne kadar getiren devletime karşı borcumun farkındaydım. Bu nedenle; çalışma hayatımda, aldığım aylığın  ve eğitilmemden güne düşen miktarına,  gün sonunda borcumdan ne kadarını ödeyebildim? Muhasebesindeydim. Bu nedenle, mesaiye bağlı olmamaksızın günde 17 saat çalıştığım bile oluyordu. Yorulsam da daha huzurluydum.

70 yaşın özelliği midir? Bana has bir durum mudur? Bunu sizlerin takdirlerine bırakıyorum. Sıradan çalışmalarımı değil ama, Örneğin; yaparken geleceği için kuşkulandığım işlerimin sonucunu görmeyi hep arzu ettim.

Alpina zonuna[1] yakın yaptığım ağaçlandırmalarım başarılı oldu mu?

Esentepe Erozyon kontrolü amaçlı yaptığımız çalışmalar Taşkınları ve erozyonu önledi mi?

Sipersiz Açık  ve büyük alanlarda kayın dikimlerim ne oldu?

Mahapdede projesinde yaklaşık 100 hektar duglas ağaçlandırmam nasıl bir sonuç vermiş?

Bu sorularla kafam önlenemez derecede meşgul olmaya başladı. 40 yıla yakın bir zaman diliminin uygulayıcısı olarak hatamı, sevabımı gözlemleme fırsatı için sağlığım elverdiğine göre bunu değerlendirmeyi düşündüm.

Gerede, Düzce, Gölyaka İşletme Müdürlükleri sınırları içindeki yaptığım çalışmalarımı şu an ki yetkilileri,  görme olanağını verip veremeyeceklerini sordum. Her üç İşletme Müdürleri, Beni aradılar. Memnuniyet duyacaklarını ifade ettiler. Bu ilgi Beni çok mutlu etti.  Yer ve zamanlama planladım.

Uygulayacağım gezimden, Türkiye Ormancılar Derneğimizi ve Bolu Orman Bölge Müdürünü bilgilendirdim.

Derneğimiz ve Bölge Müdürümüzden kuvvetlice aldığım destekle daha bir heyecanlandım.

Göreceğim yerler çok, zamanım kısıtlıydı. Diyeceksiniz ki; emeklisin zaman fukaralığın niye?

Düzce…

 

Saygıdeğer Müdür Bey’im

Yörenizde, 1984 – 1989 yıllarında Düzce  Ağaçlandırma Mühendisliği görevini yürüttüm.

1996 yılı sonunda emekli oldum.

Bursa’da oturuyorum.

Dipsizgöl, sığırlık üstü, Aksu ve Aydınpınar projelerinde ağaçlandırma çalışmalarını yaptım.

Bu projelerde yaptığım ağaçlandırmalarım, biyolojik istiklale ermiş, muhtemelen sıklık bakımı etabına gelmiştir.

27 – 32 yıl sonra bu sahaları görerek, projelendirirken kurgulayıp hayal ettiğim ormanımızın geçekte son durumunu değerlendirmek istiyorum.

Hatamı ve sevabımı objektif bir şekilde görerek, genç nesillerimize ışık tutmak için yazacağım yazımı da Orman ve Av dergimize göndereceğim.

27 Nisan Çarşamba akşamı Düzce’de olacağım. 28 Nisan sabahı, Dipsizgöl – Aksu ve vakit bulabilirsem Aydınpınar projelerini gezeceğim.  Akşamında ayrılıp Gölyaka’ya  geçeceğim.

27 Nisan akşamı kalacağım yer ve Sahaları gezebilmek için araç tahsis edip edemeyeceğinizi Bildirmenizi arz ederim.

Saygılarımla.

Abdullah ARSLAN

Orman Teknikeri (Emekli)

Gerede…

 

Saygıdeğer Müdür Bey’im

Yörenizde, 1980 – 1984 yıllarında Ağaçlandırma Mühendisliği görevini yürüttüm.

1996 yılı sonunda emekli oldum. Bursa’da oturuyorum.

Esentepe Erozyon Kontrolü ve Çapaklı projelerinde çalıştım.  Haşat ve Burgaz projelerini yaptım ve ağaçlandırma çalışmalarını başlattım.

Bu projelerde yaptığım ağaçlandırmalar, biyolojik istiklale ermiş, muhtemelen sıklık bakımı etabına gelmiştir.

36 – 32 yıl sonra bu sahaları görerek, projelendirirken kurgulayıp hayal ettiğim ormanımızın son durumunu değerlendirmek istiyorum.

Hatamı ve sevabımı objektif bir şekilde görerek, genç nesillerimize de ışık tutmak için kaleme alacağım yazımı Orman ve Av Dergimize göndereceğim.

27 Nisan sabahı, Haşat – Burgaz ve Esentepe projelerini gezeceğim.  Akşamında ayrılıp Düzce’ye geçeceğim.

Sahaları gezebilmek için araç tahsis edip edemeyeceğinizi Bildirmenizi arz ederim.

Saygılarımla.

Abdullah ARSLAN

Orman Teknikeri (Emekli)

Gölyaka…

 

Saygıdeğer Müdür Bey’im

Yörenizde, 1984 – 1989 yıllarında Düzce Ağaçlandırma Mühendisliği görevini yürüttüm.

1996 yılı sonunda Bursa dan  emekli oldum.

Bursa’da oturuyorum.

Kardüz, Mahapdede  Çamdağı ve  Gümüştepe  projelerinde  ağaçlandırma çalışmalarını yaptım.  Özellikle, Bakacak üstünde açık alanlara diktiğimiz kayınlar ile Mahapdede’ye diktiğimiz duglasları çok merak ediyorum

Bu projelerde yaptığım ağaçlandırmalarım, biyolojik istiklale ermiş, muhtemelen sıklık bakımı etabına gelmiştir.

27 – 32 yıl sonra bu sahaları görerek, projelendirirken kurgulayıp hayal ettiğim ormanımızın geçekte son durumunu değerlendirmek istiyorum.

Hatamı ve sevabımı objektif bir şekilde görerek, genç nesillerimize ışık tutmak için yazacağım yazımı da Orman ve Av dergimize göndereceğim.

28 Nisan Perşembe akşamı Gölyaka’da  olacağım. 29 Nisan sabahı, Kardüz – Mahapdede ve Gümüştepe  projelerini gezeceğim.

28 Nisan akşamı kalacağım yer ve Sahaları gezebilmek için araç tahsis edip edemeyeceğinizi Bildirmenizi arz ederim.

Saygılarımla.

Abdullah ARSLAN

Orman Teknikeri (Emekli)

İşletmecilerimizin, kıt zamanlarından bana ayırdıkları mesailerini zorlamamalıydım. Diğeri de  sağlık nedeniyle Benimle gelemeyen eşimin evde yalnız kalma sıkılganlığını uzatmamam gerekiyordu. Bu nedenle, arşivdi. Rakamdı. Giremedim.

27 Nisan Gerede, 28 Nisan Düzce ve 29 Nisan Gölyaka İşletmelerini ziyaret programımı yukarıdaki duyurularım doğrultusunda uygulayabilirdim.

Seydişehir’den Gerede’ye

Geziye geçmeden, Gerede Ağaçlandırma Şefliğine gelişim ve buradaki işlere girişimi hikâye etmem umarım sizi sıkmaz. Sabrınızı zorlamadan kısaca bahsedeceğim.

Seydişehir Orman Fidanlık Mühendisliğine ilaveten, Beyşehir Ağaçlandırma Mühendisliğine de vekâlet ediyordum.

Ülkemizin göz bebeği, Seydişehir Etibank Alüminyum Tesislerinin Yönetiminin, siyaseten fazladan alınan işçilerden başı dertteydi. Tesis yetkilileri, İşlendiremedikleri  fazladan bulunan işçiler, iş ortamının huzurunu bozmasınlar diye, ihtiyaç fazlası işçileri fabrika ortamından uzaklaştırmış, bir mekânda atıl kapasite olarak mesailerini dolduruyorlardı.

2000 kadar işçi boş duruyorlardı.   Bu iş gücünün ağaçlandırma işlerimde çalışmalarının yollarını aradım.  Alüminyum ormanı kurma fikrine vardım. Etibank Alüminyum Tesisleri Başkanı (Genel Müdürü)  ile görüştüm.

-Yol boylarında Ağaçlandırılacak bir saha bulayım. Bu sahada,  Ayırdığınız boş duran işçilerinizi,  arazi hazırlığı, dikim, bakım ve koruma hizmetlerinde çalıştıralım. Sahanın adını, Alüminyum ormanı koyalım. Sizin atıl iş gücünüz değerlendirilir, Kurumunuzun reklamı da olur,  Bizim de sahamız ağaçlandırılır dedim.

Teklifim olumlu karşılandı.

Seydişehir – Beyşehir Yolu üzerinde  Çal Tepeyi 160 Ha. lık ağaçlandırılması öngörülen bir alanı tespit ettim. Bu saha; Seydişehir CHP İlçe Başkanı Mustafa (Üzgünüm soyadını hatırlayamadım) Bey’in Köyünün hudutları içinde idi. İkinci MC. Hükümeti öncesi. CHP iktidardı. Mustafa Bey’in de desteği ile, Köyün sosyal ihtilafını çözümledim.  Alüminyum Ormanının aday sahası ihtilafsız hazırdı.

Alüminyum Tesisleri Başkanı da, sahayı uygun buldu.

Bir protokol hazırladım. Konya Bölge Müdürümüz, Ferruh YIKILMAZ ile Alüminyum Tesisleri Başkanı (Genel Müdürü) imzalarını açtım. Her iki makam imzaladılar.

Zaman kaybetmeden işe başlamayı kararlaştırdık.

Etibank Alüminyum Tesislerinin 300 kazmalı işçisi teras için, 10 usta işçisi dikenli tel ihatası için, D 85 komatsu dozeri,  yangın emniyet şeridi ve servis yolu tesisi için bana tahsis edildi.

Fidanlık ve ağaçlandırmanın tüm fidancıları ile işe başladık.

3 ncü günü, Tercüman Gazetesinde Güneri CİVAOĞLU’ nun bir yazısı çıktı. Mealen “Etibank Alüminyum Tesisleri Başkanı ve Beyşehir Ağaçlandırma Mühendisi iş birliği ile dikenli tel içinde Rusların Sibirya’da köle çalıştırdığı gibi kurum işçilerini çalıştırıyorlar. Bunlar zaten komünist özentisi içindeler. ” gibi bir eleştiri.

Çalışan işçiler, burada çalışmaktan mutsuz olmuşlardı. Sendikaları bu çalışmadan memnuniyetsizliklerini Tercümana yazmışlar.

Ama biz,  olanca hızımızla işimizi yürütüyorduk.

30 gün içinde, toprak işleme, saha ihatası, yangın emniyet ve servis yolu bitirilmiş

dikime hazır hale gelmiştik.

Kasımda güzel bir törenle dikime başladık

Şekil 1Aliminyum Ormanı Dikim töreni

Bu esnada ikinci MC hükümeti kuruldu. Önce Etibank Aliminyum Tesisleri Başkanı’nı aldılar. Ardından, Ben,  Gerede Ağaçlandırma Mühendisliğine tayin edildim.

Aliminyum Ormanı nı AGM. Nin bir kuruşunu harcamadan bitirmiş, 160 Hektar saha kazanılmıştı. Bir bedel ödenmeliydi. Takdiren buradan sürüldüm!

Seydişehir Orman Fidanlık Mühendisi Mehmet SAKALLI Bey’den, Alüminyum ormanının bu gün ki görüntülerinden istedim. Göndermiş. Oraya gitmiş gibi oldum. Birkaç tanesine yer verdim.  Çok teşekkür ederim.

Şekil 3 Alüminyum Ormanı Meşçere[2] Detay Foto: Mehmet SAKALLI

Şekil 2 1980 Sonbahar Dikimi Alüminyum Ormanı.  Sürgünümün bedeli Foto: Mehmet SAKALLI

Şekil 4 Çaltepe Etibank Alüminyum Ormanı Panoramik görüntüsü Foto: Mehmet SAKALL

Rutin görevlerin dışında sıra dışı bir başka çalışmayı da paylaşmak istiyorum.

göreve başladığımda,  Seydişehir Orman Fidanlığı Kuğulu gölünden kazanılmış bir yere kurulma aşamasında idi. . 28 hektar sahanın 26 Ha.rı taban suyu yüksek, drenaj sorunu Drenaj projesi de  vardı. Ancak; ödenek alamamıştık. Esasen ödenek alsak bile o yıllarda bir enerji dar boğazındaydık.  Akaryakıt bulunamıyordu.

Etibank Alüminyum Tesisleri Yerleşkesinin peyzaj düzenlemeleri için fidan ihtiyaçları vardı. AGM ce Etibank Yerleşkesinin fidan ihtiyacının bedelsiz karşılanmasını, Etibank ın üç adet paletli eksvatörleri (kanal açma makineleri) ile akaryakıtı kendilerinden (Özel benzinliklerine yakıt alabiliyorlardı) kira ödememeksizin tüm parseller çevresinin ve ana kanalın kazılmasını sağladım.

Bu çalışmamın sonucunda 28 parsel üretim için hazırlandı. 24 hektarında kavak çeliğinden kavak fidanı üretimini sağladık. Orta Anadolu o yıllarda yoğun bir kavak ağaçlandırması yapıyordu. Bu ihtiyaç karşılandı.

“Marifet iltifata tabidir.” Deyişinde olduğu gibi şüphesiz takdir beklenir. Ancak; siyaset kurumları İdareyi kendi haline bırakmıyorlardı ki!

16  Ocağın  karlı bir gününde göçümü yükleyip, yıl ortasında ilkokulda okuyan iki yavrumu da alarak siyaseten Tayin edildiğim Gerede’ye gitmek üzere  Seydişehir’den ayrıldım.

Şekil 5 Veda Yemeği

Gerede Ağaçlandırma Mühendisliği

Gerede Orman İşletmesinin Önünde otobüsten indik. Kızlarım;  Selda 11 , Yelda 8 yaşında. Karlı kışlara yabancı değiller. Dumlupınar, Ilgaz ve Seydişehir kışlarını ve karlı günlerini biliyorlar. Ama; Gerede’nin Ocak ayı soğu ile yeni tanışıyorlar. Orman İşletmesi, kuzey rüzgarına açık bir tepeciğin üzerine kurulmuş. Esentepe’den kalkan rüzgâr soluğu bu tepenin üstünde alıyor. Lojman da tam burada. Lojmanın önüne çekilen göç yüklü kamyonun üzerine yarım metre kar yağmış.

Çocukları oradaki bir meslektaşın evine emanet ediyor, göçün indirilmesine nezaret için yeni evimizi açtırıyoruz. İç içe iki oda ve bir müstakil yatak odasından ibaret. Pencereler kış şartlarına göre çift camlı. Ahşap çerçeveler çalışmış. Duvarla doğrama arasından çift cama rağmen,  her yanından soğuk içerde.

Saha bekçilerimiz bizi bekliyorlarmış. Göçü indirmek üzere, aracın üzerindeki karı temizlemek üzere çıktılar.

Kar örttüğü için nereye bastıklarını bilemediklerinden, her bastıkları yerden bir çatırtı kopuyor. Hanım da aşağıdan, eyvah gitti bizim sehpalar, gitti bizim tuvalet aynası gibi yüreği ağzında sızlanıyor.

Ayağını nereye basacaklarını bilseler, zarar vermeyecekler ama,yukarda tutunmak için onların da işi zor.

Epeyce zayiatla göçü indirip, öncelikle sobaları da kurduktan sonra, bu kış kıyamette, kendimizi sarmalayan bir ortamın güveni daha bir kıymet ifade ediyor.

Ertesi gün, Selda ve Yelda’yı alıp İlkokula götürdüm. Kayıtlarını yaptırdım. Birisi 5 nci, küçük de 2 nci sınıfta Gerede de ikinci dönem öğrenimlerine başladılar.

Benden önce ki ağaçlandırma mühendisi Selami BAYRAK arkadaşım, ben gelmeden ayrılmış. Küçük lojmana, bir odunluk bir de kiler ilave yaptırmış. İşimizi bir ölçüde kolaylaştırmış.

Büromuz, orman emvali deposunun içinde. Üç Orman İşletme şefleri ve katipleri için birer oda verilmiş. Ben kâtibimizle bir odada çalışmaya başladım.

Sigara kullanmıyorum. Kâtibimiz Halit ÇELİKER Bey, sadece yatarken sigarasını söndürüyor. Çakmak kullanmıyor. Bu yönüyle işimiz zor.

İşletmecilik, Fidancılık ve kısmen ağaçlandırma çalışmalarım olduysa da, Erozyon Kontrolü konusunda hiçbir bilgim yok. Öncelikle projeleri incelemeye başladım. Çapaklı, Eğriova, Karapazar ve Yeniçağ projeleri, suni gençleştirme. Ancak; Esentepe, erozyon kontrolü amaçlı, or.içi ağaçlandırma Projesi.

Esentepe Erozyon Kontrolü or.içi ağaçlandırma projesine yoğunlaştım. Saygıdeğer Meslektaşım, Selami BAYRAK, harika bir proje düzenlemiş. Bu projeyi okumak, anlamak, erozyon kontrolü konusunda bilimsel anlamda doyurucu bilgilere ulaşmak demek. Burada kendisine teşekkür ediyorum.

Martın sonlarına doğru, kar kalktıkça, sahaları gezip, tanımaya başladım. Her bir sahanın başlayış ve uygulanışının hikâyeleri de var.

Özellikle, Esentepe Projesi, Gerede Gölünün üstünden, E- 5 le Bolu Yönünden Gerede’ye girerken yolun solundan  başlamış. Esentepeden yaylalara giden yolun iki yanını kapsamış. Esentepedeki yaşlı koruluktan sonra Dayıoğlu Deresinden doğu istikametinde Gerede Yerleşimini sarmalayarak Karabük yolu boyunca devam ediyor. Projenin amacı; Gerede yerleşkesi ile Gerede – Karabük yolunu sel ve taşkınlardan korumak.

Dayıoğlu Deresi, her yıl, Gerede’nin ortasından sel ve taşkınlarla ciddi zararlar vermektedir. Derenin üst havzası, ormanlık olmasına karşın, Gerede’ye doğru yamaçlar çok dik ve  çıplaktır.

Projede; Dere yatağında denge mayili hesabıyla yedi adet meyil ıslah barajı,

Yamaçlardaki dereciklerde, kuru duvar eşikleri,

çok eğimli yüzeylerde, çit takviyeli teraslar üzerine bitkilendirme.

Projenin devamı için de; Yoğun otlatma baskısıyla, çıplaklaşan Gerede’ye doğru dik yamaçlarda, dereciklerine kuru duvar eşikleri ile çok eğimli yüzeylere de çit takviyeli derin teraslar önerilmektedir.    Muhit ağacı sarıçamla ağaçlandırma da önerilerde yer almaktadır.

UYGULAMALAR

Ortaya çıkan ürünün önemini ifade edebilmek için arka planını da vermek ihtiyacını duyuyorum. Bu nedenle, işin teknik sonuçları ile hikayesi de yer alıyor. Zaman ve şartlar o kadar değişmiş ki, yeni kuşakların, objektif değerlendirmelerine olanak sağlamak bakımından da hikayeler önemli.

İzleme sırasından ziyade konu ilintisini ön plana çıkararak, vermeye çalışıyorum.  Umarım tekrarlarımla sizi sıkmam.

Bu bölümde, bir şehrin, bir devlet kara yolunun sel ve taşkından korunması konu edilecek.

Selami Bey; Erozyon çalışmalarında, Dayıoğlu Deresinin boğaz bölgesinde projelendirilen 7 barajdan ilkini inşa etmiş.

Boğaz bölgesinin son noktasına bir yanını som kayaya dayamış.

Görüldüğü üzere Çift radyalı çok güçlü bir meyil ıslah barajı inşa etmiş.

Şekil 6 Çift radyalı meyil ıslah narajı

Meyil ıslah barajının şöyle bir hikayesini de dinledim.

Selami Bey, baraj inşaatını bitirmiş. O günlerde bir ağaçlandırma semineri olmuş. Seminerde, barajın büyüklüğü eleştirilmiş. Abartılı bulunmuş. Seminerden hemen sonra ekstrem bir yağmur yağmış. Bir günde 65 mg. Dayıoğlu Deresinin bir günlük seli, barajın arkasını savağına kadar rusupla doldurmuş. Dolan rusup, derenin akış meyilini düşürmüş, yamaç kayıntılarına karşı dayanma noktası oluşturmuş. Netice olarak baraj işlevini tam olarak yerine getirmiş.

Dayıoğlu Deresinin yamaç bitkilendirmesi için kuru duvar eşikleri ve çit takviyeli teraslara dikimleri de yapmış.

Yerleşim Yerini kuşatan Erozyon Kontrolü Çalışmalarına halka rağmen Nasıl Başlanılmış?

Yerleşimlerin hemen üstünden başlayan bu çalışmada, sosyal ihtilafların çözümünde Bir Mühendis Muavini olan Belediye Başkanı Tahsin DARENDELİ’nin çok kıymetli katkıları olmuş. Selami BEY’den dinlediğimiz olayın hikayesi şöyle;

Esentepede işe başlar başlamaz, kasaplar, sürü sahipleri ayaklanmışlar. Belediye Başkanı, halka rağmen, Ağaçlandırma çalışmalarına destek vermiş. Belediye Başkanı, Tahsin Bey, Zamanın  Bakanına çıkmış. Olay yerine Bakanı davet etmiş. Bakan geleceğini vaat etmiş. Tahsin Bey, Selami Bey’e bakanın geleceğini, hazırlanmasını, projenin amacını güzel anlatmasını önermiş.

Gerçekten zamanın bakanı gelmiş. Olayı Selami Beyden dinlemiş. Selami Bey’in sunumundan etkilenen bakan; “bana olayı farklı anlatmışlardı. Siz işinize devam edin” demiş.

Her ne kadar, siyaseten başarmışlarsa da, muhalif halk, yapılan terasları bozuyor, dikenli tel ihatalarını tahrip ediyorlarmış. Yoğun ve etkili mücadelelerden sonra ihtilafın direnci kırılmış.

Ben, işe başladığımda Esentepede,  Gerede şehir merkezli bir ihtilaf kalmamıştı.

Gerede gezimize, Ankara’dan Kemal Kardeşimle 27.05.2016 günü saat 07.00 de yola çıktık. Eski ağaçlandırmacılarımızdan, Bünyami Beyi de alarak, Saat 09.00 da Gerede’deydik. Bolu’dan Ahmet ve Erdal Bey’ler de geldiler. Ekibimize Gerede İşletme Müdürü İsmail Bey’de katılarak iki araçla, Esentepeden  gezimize başladık.

Şekil 8 Gerede de Gezi Heyetimiz

Bolu Orman Bölge Müdürümüz, son derece özverili iki elemanını; Şube Müdürü Sayın Ahmet YILMAZ ve Tekniker Erdal Bey’i  bir araçla  görevlendirmişler. Gerede de hazır oldular.

Elimde o yıllardan kalma eski bir fotoğraf var. Bu görüntü,  1980 yılı 21 mart Dünya Ormancılık günü etkinliğimiz. Arka planın dik ve çıplak görüntüsü saha için bir fikir veriyor.

Şekil 9 1980 Ağaç bayramında Fidan Dikim Töreni dikim tarifindeyim

36 yıl sonra aynı yer ve açıdan aldığımız mukayeseli görüntü, Erozyon kontrolü başarısının tam bir ifadesi.

Şekil 10 Öncesi ve Sonrası ile Mukayese şansı veriyor

Ben, bu dikimlerin bakımı ile, işe başladım.  Dikilmiş alanlardan sonra gelen yüzey ağaçlandırmalarını projeye uygun olarak sürdürdüm.  Koçumlar Köyünün şiddetli muhalefeti ile karşılaştıysam da, sıkı yönetim döneminde Kaymakam İsmail KARA’nın güçlü desteği ile projeden ödün vermemeksizin yürüttüm.  Ta ki; Tarakçı Köyünün üstüne kadar.

Şekil 11 Durum itibariyle Proje yamacından  bir panorama

Benden sonra doğu sınırında kalan kısmı da başarı ile ağaçlandırmışlar. Emeği geçenlerin eline sağlık.

Şekil 12 Erozyon Projesinin Tepe görüntüsü

Şekil 13 Erozyon projesinin Karabük Yolu istikametinde görüntüsü

37 yıl sonra Dayıoğlu Deresi ve Esentepe Projesinin işlevini gözlemledik. sarıçamla örtünmüş. Erozyonun görüntüsünden eser kalmamış.

Şekil 14 Yamaç eğimine rağmen başarının bir görüntüsü

Gerede’nin içinden ve Pazar yerinin kenarından geçen dere, sel ve taşkınlarla yerleşimi tehdit etmiyor.

Pazar tezgahlarını sürüklemiyor.  Şehir merkezi bölümünde derenin mansabı, en az 5 metre enindeydi.

Barajın yapıldığı, 1979 dan beri, taşkın olmamış. Dere yatağı şehir bölümünde yeniden inşa edilirken, 5 metre yerine 2 metre genişliğe düşürülmüş. Yeni nesil, seli unutmuş. Bu yaşam huzurunu sağlayan, kurumu ve emekçilerini de.

Bizim arşiv ve arşiv değerlendirme kültürümüz yok. Böyle bir çalışma yapılıyor. Hedeflenen amaç çok çarpıcı şekilde ortaya çıkıyor. Gelen kuşağın bilgisi yok.  Bu gezimin, geçmişle ilgili farkındalık yarattığını, ilgili meslektaşlarımızın ifadelerinden de anladık.

Gerede Yaylalarının muhtelif yerlerinden Esentepe Projesini bir de üstten izledik.  O yıllarda buralardan aldığımız bir görüntü olmadığından sizlere,  şiddetli, yüzey erozyonunun hüküm sürdüğü alanı gösteremiyorum. Çalışırken bildiğim ve ağaç bayramında kısmen görebildiğiniz Gerede’ye bakan yamaç, Karabük Yolu boyunca tam alan ormanlaşmış.

Yayladan,  1980 ağaç bayramı Tören alanı olarak görüntüsünü verdiğim noktaya doğru tepeden inerken proje bütünlüğünü ve başarısını zevkle izledik.

Şekil 15- Esentepe Erozyon Kontrolü Sahasının üst bölümünde meşeçere iç görüntüsü: 1982 yılı dikimi (İzleme Heyetimiz: Sn. Ahmet YILMAZ, Sn. İsmail DİLEK, Sn. Kemal KAYA, Sn. Bünyami BÜYÜKTAŞ, Abdullah ARSLAN

Şekil 16 Yayladan Gerede İlçesine doğru Esentepe Projesi

Şekil 17 Bu alan, Şekil 9 da ki siyah-beyaz fotoğraftaki tören alanı. Şimdi Kent Ormanı; rekreasyon ihtiyacını karşılıyor

Tek başına Dayıoğlu Deresi ve 7 adet yerine bir adet  meyil ıslah barajının öneminin, profesyonel bir çalışmayla halka anlatılması, kurumun prestijini arttırır. Bu düşüncemizi, Bolu Bölge Müdürü ile de paylaştık.

Gerede Burgaz ve Haşat Projeleri

Esentepe Erozyon Kontrolü Sahasından sonra, Aktaş Bölgesi, Burgaz Projesine geçtik.

E-5 Kara Yolunun Aktaş Bölge Merkezine doğru Ankara İstikametinde giderken yolun solundaki açık alanlarda dere yataklarına yakın toprak derinliği olan yerlerde kısmi bir başarı gördük. Sığ topraklı yerlerde maalesef ciddi bir başarısızlık söz konusu.

İşçi gücü ile toprak işleyip hayvan baskısına karşı saha emniyetini aldığımız bu sahalarda ki başarısızlığımız, sürpriz olmadı. Ne pahasına olursa olsun, başarı şansı olmayan bir yerde ağaçlandırma yapmamalıydık. Burada en az 30 Cm toprak vardı. Bu saha, ortalama yıllık yağışın 500 mg olduğu fakat, yağışın daha çok kışın düştüğü yerdir. Uzun yaz kurakları başarı şansını yok eder. Karadeniz’de olsa bu sıkıntı yaşanmazdı.   Mazeret değil ama; genç kuşaklara tecrübe olsun diye olayın gerçek  sebebini anlatayım.

12 Eylül sonrasında, E-5 Kara yolunun çevresindeki binaların  yola bakan yüzeyleri badana yapılacak  diye Sıkı Yönetimlerce  emirdendi. İşte bu dönemde,  Zamanın Kaymakamı, Alaeddin  YÜKSEL Bey, Gerede den Kızılcahamam sınırına kadar E-5 Kara yolunun kenarında, Doğal ormanın yolla arasında,  orman mülkiyetindeki açık arazilerin ağaçlandırılmasını talep etti. Burgaz Projesi kapsamında bu yerleri ağaçlandırdık.  Sığ yerlerde başarı şansımızın olamayacağının farkındaydım.  Buradan ayrılalı bu saha için kaygılıydım.  Vebalimi de bu gün üzüntüyle gördüm.

Tabiata emirle hükmetmenin imkanı olmadığının bir kanıtı. Ancak; buraya harcadığımız, emek ve paranın vebali omuzlarımda.

Bu sahada kendimi çok kötü hissettim.

Şekil 18 Burgaz Projesi Yol boyu ağaçlandırmasında bütünlük yok. Yer yer başarı varsa da tatmin edici değil

Burgaz çayırından sonra gelen proje sahasında yaptığımız ağaçlandırma, Gerede’de en son çalışmam oldu. 1984 yılı ilk baharı dikimlerimizi vasat bir başarı düzeyinde izledim.

Şekil 19 Burgaz Projesi 1984 yılı ilkbahar dikimi

Haşat Projesi

1982 yılında, Rüstem ALPARSLAN Bey’le Haşat Projesini yaptık.  1983 Nisanında iki adet MB-Trac la işe Çiçekli Çayırından başlamak üzere makineleri gönderdim.  Arkasından Ben de sahaya vardım ki, 100 e yakın insan makineleri çevirmiş. Sahaya sokmuyorlar. Çiçekli Çayırını (300 Ha.) civarında korumak için çok önceleri kuru taş duvarla çevirmişlermiş. Bizim işe başlayacağımızı duyunca, Köyün Ankara’da ki nüfusu dahil buraya koşmuş. Duvarları yenilemişler. Bizi sokmuyorlar.

Öğleden sonraydı. Tartışmalar o kadar uzadı ki, muhtar,

-Biz, derdimizi size anlatamadık. Siz de bize bu işi anlatamadınız. Bu yoğunluk ve kalabalıkta bu zor olacak. Demirler Köyümüz aha şuracıkta. Köy odamıza oturalım. Avukatımız da köyümüzden.  Orada konuşalım.

Bana makul geldi.

Demirler Köyünün yarısından fazlası Ankara Sitelerde çalışırlarmış. “Çiçekli Çayırı elimizden gidecek yaygarası “ ile hepsi birden köye gelmişler.

Avukatla tanıştım. Plandan, projeden, programdan ve mülkiyetten anlayabilecek  bir insanın muhatabım olması Ben’i rahatlattı.

Tüm belgeleri avukata sundun. Bu bir zorunluluğum dedim.  Devletin faaliyetlerini engellemenin cezai ve hukuki karşılıklarını da anlattım. Esasen biliyorsun diye de ilave ettim.

Çiçekli Çayırının mera özelliği değerini gittikçe kaybetmiş. Sahanın orta yerinden kaynaklanan bir su var. Ankara’dan gelenler, burada bir piknik yapıp o çayırda rekreasyonal ihtiyaçlarını karşıladıklarını anladım.  Bu durumda; sahanın tamamına muhalefetlerinin olmayacağını sezdim.

Karşı teklif olarak,

-Size kaynağınızı bırakıyım. Piknik ihtiyacınız alanı da vereyim. Ancak; Benim size bıraktığım yerden sonra kimse önümüze gelip muhalefet etmemeleri kaydıyla dedim.

Avukatın gözleri parladı. “ O zaman bize bırakacağınız alanı gösterin” dedi. Saat 22.00 ye gelmişti.

Ben;

-Bu saatte zor olur. Sabah ola hayrola.

Avukat;

-Burada olanların çoğu Ankara’da işini bırakıp geldi. Yarın işlerinin başında olacaklar.  Bize bırakacağın yeri şimdi sahada gösterin. Biz de huzur içinde işimize Ankara’ya dönelim.

Peki demek zorunda kaldım.  Gece vakti köyden ağaçlandıracağımız sahanın yolunu bilmediğimizden  Bizim hizmet vasıtasını köyde bıraktık. Fidancılar, halk mevcut taksilerine binerek sahaya hareket ettik.  Avukatın taksisindeyim.  Öyle yerlerden geçiyoruz ki; aracın altı taşlara vuruyor. Üzülüyorum.

Ben;

-Avukat, otomobili heke ayıracaksın.

Avukat;

-Çiçekli Çayırı için bir taksi feda olsun. Sana bu taksinin anahtarını hemen teslim edeyim. Hatta daha fazlası için bir talebiniz varsa, memnuniyetle karşılarız. Yeter ki, siz bu işten vaz geçin.

Bu teklif gençlik yıllarımda yapılsa, ortalığı dağıtırdım. Şimdi sakin ve netice alıcı olmalıydım.

-Çiçekli Çayırının sizin için önemini anladım.  Parayla pulla ifade edilemeyecek kadar önemli. Ama; Siz de Ben’i anlayın. Bu projeyi yürütmek, işimi yapmak ta parayla pulla ölçülemeyecek kadar Benim için önemli.  Siz; Bir hukuk adamı olarak bu teklifinizi yapmamış, Ben de duymamış olayım.

Geçekten mahcup oldu. Sahada bile yanıma gelemedi.

Karanlıkta, suyu, başını ve akarın ayağından 50 metre uzağından sınırı çizdim.

Haşat projesine başladım. Yaklaşık 1000 Ha. Civarında bir sahayı yaptık.

27 Nisan 2016 günü Çiçekli Çayırına geldik.

Şekil 20 Çiçekli Çayırından ağaçlandırmanın başladığı çizgideyiz

Direklik çağında nefis bir ormanla karşılaştık.

Demirler Köylülerinin Tampon olarak yana yakıla engelleyerek aldıkları yeri, yana yakıla ağaçlandırtmak üzere İşletmeye baskı yapmışlar. Boş bıraktığımız alan da ağaçlandırılmış.

Şekil 21 Haşat Projesinden başlangıçta çizdiğimiz sınırdan, Bu sahada Benim sevabım.

Şekil 22 Çiçekli çayırından başlayan ağaçlandırmanın iç görüntüsü

Yaklaşık 1000 Ha direklik çağına girmiş, sarıçam ormanı içinde yürüdükçe aldığım hazzı unutamam!

Haşat Yaylasına doğru yükselti 1500 metreyi geçiyordu. Bu kısım çıplaktı. Alpına zonu olarak düşündüğüm, bu kısmı merak ediyordum.

Şekil 23 Alpina zonu uzaktan

Alpina zonunda diye kaygılandığım Çıplak tepenin yükseltisinde ki kaygım yersizmiş. Başarılı orman zincirini Burası da bozmamış.

Eğriova (Gerede’nin Eğriovası)

 Haşat Projesinden,  Esentepe üzerinden Eğriova Sun’i tensil sahasına geçtik. Eğriova Projesinin büyük Bölümünü Selami Bey yapmıştı. Kalan kısmını da 1980 baharında Ben diktirmiştim. Doğal olarak bakımlarını da Ben yaptırdım.

Şekil 24  Eğriova Suni tensil Sahası

Eğriova sahası da beklediğim gibi son derece başarılı bir saha. 36 yıl sonra direklik çağını bile aşmak üzere olan çamların efendisi sarıçam ormanı. Seyrine doyum olmayan bu sahayı da zevkle izledim. Tüm çalışanlara, emeklerinin semeresini böyle görmeyi kısmet etsin! Benim yaşadığım bu gün ki hazzı, bu gün ki zevki herkes tatsın.

Eğri ova’dan, Çay ören Güney Yaylasına doğru gelirken, mera ıslah çalışması yapmıştım. Yoğun yayılıcı ardıçları MB-Traca akople örtü temizleme tarağı ile temizlemiş, korunga ekmiştim. Şu an ardıçlar işgal etmiş. Maalesef mera bakımsızlıktan eski haline dönmüş.

Eğriova Projesinden sonra, Gerede İşletme Müdürü Sayın İsmail DİLEK Bey’le vedalaştık. Gösterdikleri misafirperverlik ve ilgileri için teşekkür ettik.

Bolu’ya hareket ettik. Ertesi sabah Bolu Bölge Müdürümüzü ziyaret ettik.

Şekil 25 Bolu Bölge Müdürümüz, Sayın Yusuf ŞAHİNLE

28 Nisan günü, Ahmet Bey ve Erdal Bey’le, Düzce Sahalarını gezmek üzere Bolu’dan hareket ettik.

Düzce’deki uygulamalara girerken,  Bu İşletmeye naklimle beraber,  daha önceleri yapılmış ağaçlandırma sahalarını incelemeyle başladım.

Bu incelemelerimde;

  1. Asar Bölgesi ağaçlandırmalarının, planın öngördüğü orman içi ağaçlandırmalarının aşıldığını, halen ağaçlandırılacak yığınla or. İçi alan varken iki bölmede koru bakım sahasının tıraşlanıp or. İçi ağaçlandırma kapsamında ağaçlandırıldığını,
  2. 70 li yıllarda yapılan ağaçlandırma sahalarının bir yerinde, deneme mahiyetinde sipersiz açık alanda kayın ağaçlandırmalarını, muhit ağacı olan kayının sürgünden gelenleri ile, dikilen fidanların daha sağlıklı, renginin daha koyu, formunun da daha düzgün olduğunu gördüm. Başarılı bu deneme sahalarını, Orman İşletme Müdürü Sayın Sami Bey’e de gösterdim. Bizim açık alanda 100 lerce hektar ağaçlandırmamıza ilham kaynağı oldu.
  3. Aydınpınar Projesinde or. içi ağaçlandırma yapılması projelendirilmiş üç adet bölmede sürgünden gelen kayın gençliğinin direklik çağında homojen sıklıkta ve formda koruya dönüştüğünü (Aydınpınar bölgesinde kalan, Balıklı Bölgesine giden yolun sağ ve solunda şelale çevresi) tespit ettim. Bu sahaların projeden çıkarılmasını ağladım.

Dip not olarak bu bilgilerden sonra izlenimlerimize geçelim.

1985 uygulamamız, Asar Bölgesi, Sığırlık Köyünün üstündeki sahaya geldik. Bu sahada, sarıçam ağaçlandırmamızı,

Şekil 26 Asar Bölgesi 1985 yılı dikimi sarıçam ağaçlandırmamız

Şekil 27 Asardan

Şekil 28  Açık alanda kayın ağaçlandırmamızı ( 1 x 1 aralık mesafesine göre dikmiştik) büyük bir hazla izledik. 1970 li yıllarda ağaçlandırma sahalarının bir yerlerinde deneme mahiyetinde yapılmış kayın ağaçlandırmaları esin kaynağımız olmuştur.

Şekil 29 Kayın sahamızda. Kayın ağaçlandırmalarımız,  orman fakültelerimizin gündemine girip, literatürde yer alması  en büyük dileğimdir

Düzce Aksu projesinde, tür deneme sahasında başarılı dev ağaç olmaya aday sekoya ağacını, izledik.

Şekil 32 Sekoya tür deneme sahamız

Burada bir anımı paylaşmak istiyorum.

Mayıs ayı. Hızlı gelişen tür ağaçlandırma sahalarını kontrol için çıktım. Aksu Projesinin Aksu ile Düzce’yi ayıran sırtta radiata alanına girdik. En az on yıl önceleri dikilmiş, hızlı da gelişmiş.  30 – 40 cm. ye ulaşan  tüm sürgünler, sürmeye başladığı yerden bükülmüş.  Kurumaya yüz tutmuş. Yani bu yılın artımı büyümesi gitmiş. O yıla kadar, bu zarar görülmemiş. Çok hazin bir görüntüydü. Üzüldüm. Döndüm. Literatürde bunun evetria (sürgün büken) olduğunu bu zararlıyı tanıdım. Hiçbir alanda radiata kullanmadım.

Aksu projesinde ve diğer projelerde land orijinli maritimaların kar kırığına maruz kalması, Radiataya sürgün bükenlerin arız olması, Tür ve orijin denemelerine ihtiyaç hasıl etti. Aksu Projesinde, Kavakçılık enstitüsü, tür ve orijin deneme sahalarını tesis ettirdi.

Hatırladığım kadarıyla, maritimanın Korsika orijini şartlarımıza daha uyumlu olduğu neticesine varıldı.

Hızlı gelişenlerden söz açılmışken, şu tespitimi de paylaşmak istiyorum.

Eğer, toprak derin, yıllık yağış da yüksekse, bizim yerli türlerimiz de hızlı gelişiyor. Toprak sığ ve nem de yetersizse, hızlı gelişen türler,  yerli türlerimiz kadar başarılı olamıyor. Hatta ağaç diye diktiğiniz çalılaşıyor.  Diğer bir deyişle, hızlı gelişen demek, hızlı besin tüketip, hızlı oduna dönüştüren demektir. Montofonun süt verimi gibi.

1984 yılında diktiğimiz, sahil çamı ağaçlandırmalarımızın, endüstriyel orman olarak tıraşlandığını,  aynı türle ağaçlandırıldığını memnuniyetle gördüm.

Şekil  33 Endüetriyel Orman olarak kesilmiş. Ağaçlandırılmış. Yani diktiğim fidanların son ürünü alınmış.

Düzce İşletmesinin ağaçlandırma, üretim ve orman varlığı kapsamında, Sayın Celil YAĞIZ’a video çekimi taptırıyoruz. Erozyonu da tarif etmemiz gerekiyor. E – 5 Kara yolunun Kaynaşlı’dan çıkıp Bolu Dağı Rampasına başlamadan Ankara istikametine giderken sağda şev, şiddetli erozyonla yırtılmış.  Bu sahayı erozyona örnek olarak çektik. Sayın Sami BİLGİN ve Sayın Vehbi GÜNEŞ’le buraya geldik. O gün görüntülerini de aldık. Dikim mevsiminde çit takviyeli terasları yaptık. Ve akasya diktik.

Şevde Erozyon görüntüsü

Şekil 35 Aynı sahanın bu gün ki görüntüsü

Şekil 36   29 Nisan günü aldığımız bu fotoğraf, üstteki  erozyona uğramış yüzeyde başarılı bir bitkilendirme

Aydınpınar sahalarına gitmeye vaktimiz yetmedi. Ancak; 1987 yılı dikimlerinde sipersiz açık alanda kayın ağaçlandırmalarımız vardır. Emsal sahalarda gördüğümüz başarının daha fazlasını bu sahalarda da görme şansımız olacaktı. Bu sahaları, sürgünden gelen sahalarla (Şelale çevresi sürgünden gelmiş ve koruya dönüşmüştü. Ağaçlandırma için tıraşlanmasını önlemiştim.) karşılaştırılması açısından  İyi bir fırsat.

Gölyaka

Çalıştığım yıllarda,  Gölyaka’da İşletme Şefliği vardı. İşletme Şefi, Rahmetli Ağabeyimiz, güzel insan Ahmet TOS’tu. Kar düz projesinin Bakacak ve Saçmalıpınar Köylerine bitişik ağaçlandırmamız gereken sahalar vardı. Bu sahalar kayın sahalarıydı.  Yetişme ortamı fevkaladeydi.  Açılmış üst tabakası genellikle kaldırılmış  bu sahalar o nedenle çok yoğun orman gülü işgalindeydi.  Halk, meramız filan diyorsa da, bu yoğun orman gülünde değil otlatma, içine girmek bile mümkün değildi.  Amaçları, fırsat buldukça açıp ziraat etmekti.

Ahmet ağabeyimizin desteği ve saygınlığı ile muhalefeti kırdık. 1986 yılında  300 ha.rı aşkın arazi hazırlığı ve kayın dikimlerini gerçekleştirdik. Bir bölümünde siper olarak yaşlı kayınları bırakmıştık.

Saçmalıpınar Yaylasına bitişik mera ıslah çalışmaları yapmış, saha güvenliği ve sıvat inşaatımızda olmuştu.

Mera sahasında yaptığımız  sıvatlı çeşme

Şekil 39 Meranın açılışı

Göremedim ama; mera çalışmalarının,  ilgililere anlatınca yerini bile tarif ettiğimde anlayamadıklarına göre sürdürülemediğini sezdim.

1987 yılında Mahapdede  Projesinde Açık alanda kayın, yer yer karaçam dikimlerimiz olmuş, 1988 yılında 100 hektar civarında duglas ağaçlandırması yapmıştık.

1987 yılında arazi hazırlığını yaptığımızda, nem ve toprak derinliği itibariyle duglas için uygun bir ortam olduğunu görmüş, o yıl duglas fidanı olmadığından, Tohum Araştırma Enstitüsü Müdür Yaşar Bey’le temasa geçmiş, ertesi yıla fidan üretimi yapılmasını sahayı bekletmiştim. Bu nedenle, duglas sahası 1988 yılında dikildi.

Şekil 40 1988 yılı dikimi duglas sahası

Şekil 41 1987 yılı dikimi açık alanda kayın dikimi

Şekil 42 1987 yılı karaçam dikimi

Emeğimin izinde 27 Nisan günü  Gerede’de başlayıp, 28 Nisan 2016 günü Gölyaka’da biten gezi programımda gördüklerimi sizlerle paylaştım.

Sevabımın sevincini,  hatamın hüznünü objektif bir bakışla değerlendirdiğimi sanıyorum.

Başarılarımda  tekil kullanmam, her şey benim eserim gibi algılanmamasını, bu hizmetlerde yer alan, işçilerimiz, ağaçlandırma memurlarımız ve imkanları sunan tüm üst düzey amirlerimin kesinlikle payları vardır. Onların hakkını teslim etmek Benim boynumun borcu.

Duymamıştım, Gerede de duydum. Rahmetli olmuş.  Şoför Hasan’ımı, burada ki başarılarımda zikretmezlik edebilir miyim? Gani gani rahmetler diliyorum.

Benim 70 li yaşımda, yaptığımız çalışmaları görme arzumu ve hissiyatımı anlayarak, bu sahaları görmeme katkı veren Türkiye Ormancılar Derneği Yönetimine sonsuz minnet ve saygılarımı sunuyorum.

Benimle birlikte tüm sahaları, benimle aynı duygular içinde eşlik eden Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Kemal KAYA kardeşime de ayrıca teşekkür ediyorum.

Bolu Bölge Müdürlüğümüzün tüm ilgililerine ve misafirperverliklerine  tekraren teşekkürler.

Okuyucularımın da sabrına

[1] Denizden yüksekliği 1500 metrenin üzeri rakım

[2]Genişliği 10 dönümden büyük aynı karakterdeki orman parçası

Bunu paylaşın...Share on Google+0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0Share on LinkedIn0Share on Facebook2

Leave a Comment

You must be logged in to post a comment.